10.12.2011 - 12:35
Okunma (217)
Yorum (0)
Paylaş

Yazar hakkında : Gazeteci-yazar Süleyman Güdül 1945 Kaman doğumlu olup, ilk ve Lise tahsilini Samsunda yapmış olup, halen Anadolu Üniversitesi İktisat Faültesi Kamu yönetimi 3.cü sınıf öğrencisi olarak tahsil hayatını sürdürmektedir.

HELAL OLSUN, DÖVEN DÖVENE...

 

 

               HELAL OLSUN, DÖVEN DÖVENE

 

 

                  Ülkemiz dayak cenneti oldu. Gücü yeten, güçsüzü Allah verdi, yazıktır demeden, Allah korkusu asla yaşamadan, öldüresiye dövmek, artık bu ülkede adet haline gelmiş. Ne demişler “Balık baştan kokar”, işte baştakilerin koktuğunu da, bu dayaklara seyirci kalan ilgililere ve adaleti temsil ettiğini söyleyenlerin, gördüklerini vicdanları sızlamadan görmemezlikten gelmelerinden anlamaktayız. Helal olsun, ülkede döven dövene.

                Tayip beye şirin görünüp gözüne girmek için, gücü yeten, elinde devlet kuvveti olanlar karşısındakine öldüresiye dayak atamak ta. Dayak atanlarda arkalarında onlara destek vereceklerin var olduğunu çok iyi bilerek o olayda güçlerini göstermekteler. Birde utanmadan ,  Allahtan korkmadan, dinlerine kara çalarak “Devlet memuruna hakaret etti” yalanının arkasına da rahatlıkla sığınmaktalar.      Bu yalanlara da adaleti temsil edenler rahatlıkla ortak olduklarını da, hakarete uğrayan ve orantısız güce karşı koyması imkansız olanlara karşı hukuksal ve vicdani kararlarını açıkladıklarında da görmekteyiz. Bunun adı adalet değil, tamamen yandaşlıktır.

                Bu ülkenin üstüne ölü toprağı örtülmüş. Ülke adeta korku cenneti olmuş.  Bırakın bir şahsın hakkını aramasını, o şahısları temsil eden Sendika ve Derneklerde, eskiden olduğu gibi kendilerini gösterme cesaretinden, tamamen yoksun bırakılmışlar. Üyelerinin hakkını arayan kuruluşlar, adeta  kış uykusuna bir daha uyanmamak koşuluyla yatırılmış gibiler.

                Ne acıdır ki, Tv.haberlerine konu olanlar, işçilerinden aldıkları maaşla, lüks koltuklarda oturan ve  lüks arabalarda,  villalarda o işçilerin paralarıyla yaşam sürenler, bugün hükümetin arka bahçesi olarak, işçilerin haklarını arayacakları yerde,  kendi maaşlarını ödeyen işçileri döven, sendika kabadayılarını görmekteyiz. Amaçları hükümete şirin görünmek ve yerlerini korku şemsiyesi altında sağlam tutmaktır. Korkunun ecele faydası yok, buda unutulmamalı. Bugün işçiye hükümet adına namlu doğrultan sendika başkanı, yarın o namlunun kendine doğrulacağını da asla unutmamalı.

               Peki işçisinin hakkını savunacağı yerde, işçisine  dayak atan sendika kabadayılara, neden işçilerden kesilen aidatlarla maaşlar ödenir ki ?.  Lüks hayatlarını sürsünler diye mi?. Bu ülke işçisi bu denli aciz konuma getirilmemeli.

           Bu ne biçim ülke oldu ?;.

               Mecliste muhalefet partileri hükümetin icraatlarını eleştirmeye kalkınca, körsüde hakarete maruz kalırlar ve neredeyse dayak yerler. Basın mensupları gerektiği gibi görev yapmaya kalkar ve halkı bilgilendirmeye çalışırsa, olayı görüntülememesi veya yazmaması gibi tehditlerle karşılaşırlar, hatta dayak bile yerler. Bu halktan, bu olumsuzluklar daha ne kadar saklanacaktır ?.

              Öğrenciler ve işçiler  haklarını aramaya  kalkarsa, polis copundan ve biber gazından hemen nasiplerini alırlar. Öyle dayak yerler ki, birçoğu hastanelik olur birde adaletin darbelerinden kurtulamazlar. Çünkü adalet onların yanında olmayıp, dayak atanların yanında olur. Çünkü adaleti temsil edenlerin önüne düzmece bir  “Devlet memuruna mukavemet ve hakaret” suçlaması konur.

              Dayak atanların gözleri o kadar kararmıştır ki, kendi bakanlarının “ Bırakın, konuşan konusun. Kimseyi almayın, dokunmayın onlara” demesine karşı, onu dinlemeyerek hakkını arayanları karga tulumba götürerek yapacaklarını yine yaparlar. Bu seferde insanın aklına şu gelir. “Ben öyle söylerim ama sen yine bildiğinden geri kalma” talimatıyla mı çalışır bu dayakçılar. Yani tavşana kaç, tazıya da tut der gibi.

             Dün aksamda İzmir de bir kadına uygulanan polis işkencesini gördük, tüylerimiz ürpererek. Karşıdaki bir kadın ve dayak atanda bir kişi değil. Birden fazla kişi.. Olay, hem de karakolda oluyor. Karakolda kamera sistemi olduğunu bile bile, bu olay oluyorsa işte o zaman bunlara bu cesareti verenlerin araştırılması lazım.

             Suçlu karakola getirilmiştir. Artık devlet babanın kolları arasında, bu kadının namusunun dahi bekçileri olmaları gerekirken, hem de Müslüman ve Türk olduğumuzu söyleye söyleye aciz ve savunusuz  bir kadını, devletten aldığı kimliğin arkasına sığınarak bir kadını  orantısız güç kullanarak o denli dövüyorlarsa, işte o zaman ben  o zihniyetteki insanlarla yaşadığım Türkiye’nin konumunu, dinsel ve milliyet olarak bir kez daha düşünürüm.  Demek ki namus kavramı da, bu ülkede ayaklar altına kolayca alınabiliyor. Bir kadına bu denli darp yapanların acaba anaları, karıları ve kızları yok mu ?. Aynı olayı kendi namuslarına yapsalar, namuslarına karsı darp olayı uygulayanlara, kendileri seyircimi kalırlardı ?,  Bunu da  içişleri ve kadınlardan sorumlu bakana sormak gerek. Şimdi Türkiye bu iki Bakanın ve Başbakanın bu konuya bakışını beklemekte. Bu görüntüler, Türk ve Müslüman ülkeye asla yakışmadı. Sadece yabancı ülke insanlarının, Türk milleti hakkındaki iyimser düşüncelerini zedeler.

             Milletinin hukuksal haklarını çiğneyerek, milletine karşı ülkesini korku cenneti yapanlara seyirci kalan bir hükümet var mıdır, tıpkı bizimki gibi. ?.

             Adaletten bahsederiz ama, adaleti mazlum millete değil, sadece kendi çıkarlarımız için kullanırız zihniyeti, maalesef ülkemizde hüküm sürmekte.

             Bu ülke kurulduğundan beri, birçok hükümetler gelip geçmiş.Hükümetlerde atını oynatanların çoğu, bu dünyadan gitmişler bile. Bu hükümette günü gelince gidecekte, bu halka zulüm yapanlar işte o zaman nasıl hesap vereceklerdir ?. Bu halk bunu merakla beklemekte.

               Bu ülkeyi düşmandan kurtaran ecdadın evlatları, bu zulmü bir Türk ve Müslüman olarak asla hak etmiyor.

                                                                    Süleyman Güdül

Henüz Yorum Yok.
İlk Yorum Yapan Siz Olmak İstermisiniz.


(Güvenlik İçin Max:750 Karakter)
Kalan Karakter Sayısı