20.11.2011 - 22:30
Okunma (40)
Yorum (0)
Paylaş

Yazar hakkında : Gazeteci-yazar Süleyman Güdül 1945 Kaman doğumlu olup, ilk ve Lise tahsilini Samsunda yapmış olup, halen Anadolu Üniversitesi İktisat Faültesi Kamu yönetimi 3.cü sınıf öğrencisi olarak tahsil hayatını sürdürmektedir.

BİLGİ EDİNME HAKKI, YASALARLA İNSANLARA VERİLMİŞ BİR HAKTIR.

BİLGİ EDİNME HAKKI, YASALARLA İNSANLARA VERİLMİŞ BİR HAKTIR.

 

 

              BİLGİ EDİNME HAKKI NEDİR? 4982 sayılı Bilgi Edinme Hakkı Kanunu doğrultusunda: Şeffaf yönetimin gereği olarak eşitlik, açıklık ve tarafsızlık ilkelerine uygun olarak, kişilerin bilgi edinme hakkını kullanmalarına ilişkin esas ve usulleri düzenleyen 4982 sayılı “Bilgi Edinme Hakkı Kanunu” 24.10.2003 gün ve 25269 sayılı Resmi Gazetede yayınlanmış ve 24.04.2004 tarihinden itibaren de yürürlüğe girmiştir.

              Bilgi Edinme Hakkı Kanununun Uygulamasına İlişkin Esas ve Usulleri  düzenleyen yönetmelik de 27.04.2004 tarihli Resmi Gazetede yayımlanmıştır.

              Sevgili okuyucularım;

                         Beklide bu konuyu neden sayfama taşıdığımı merak ediyorsunuzdur.

Bugün büroma Mustafa Uysal isimli bir vatandaş, elinde birçok makbuz ve dilekçe kopyalarıyla geldi.

                 Bu vatandaşımız Antalya Vakıflar Bölge Müdürlüğünden dükkan kiralamış.

Kiraladığı dükkanın kiralarını, yıllardır Vakıflar Bölge Müdürlüğü veznesine  Alındı Belgesi almak suretiyle ve ayrıca da Ziraat Bankası ile Vakıflar Bankası Şubelerindeki Vakıfların hesaplarına yatırarak, aldığı dekontla da belgeleyerek, birer suretini Vakıflar Bölge Müdürlüğü Kiralama Servisine teslim etmiş ve kiralama servisindeki deftere işlenmesini sağlatmış.

               2005 yılından bu güne kadar, ödemeler bu şekilde idame etmiş. 2011 başında Mustafa Uysal Vakıflar Bölge Müdürlüğüne çağırılarak, kendisinden 2000 TL. ödeme yapması, şifahi olarak talep edilmiş.

               Mustafa Uysal, kira borcu olmadığını elindeki makbuzlarıyla ibraz etmişse de, maalesef yetkililer ısrarla ödeme yapmasını talep etmişler. Bu şifahi davetler peş peşine yapılmış.

               Mustafa Uysal “Borcum yoktur” dedikçe, ilgililer şifahi olarak borcu 2000 Tl.den 6000 Tl.ye çıkartmışlar. Talepleri kabul görmeyince, borcu 13000 TL. yükselterek, kendileriyle anlaşma yapmak suretiyle ödeme yapılmasını talep etmişler. Bakmışlar ki Mustafa Uysal, tüm ödemelerini yaptığı konusunda ısrarlı, bu kez de borcu 23000 Tl. çıkartarak, faiziyle birlikte 50000 Tl. ödemesini, aksi takdirde kendileriyle bir anlaşmaya varmadığı takdirde, icra yoluyla tahsilat yapacaklarının uyarısında bulunmuşlar, şifahi olarak. Kendileriyle bir anlaşmaya varmadığı takdirde, daha da ısrarcı olursa, borcu artırabileceklerini de ifade etmekten kaçınmamışlar.

            Mustafa Uysal ise, yıllara sarih olan bu ödemelerin makbuzlarının bazıların bulamadığından,  birkaç kez dilekçe vererek, ödemelerini gösteren Kiralama defterindeki kendisine ait kısmın fotokopisini talep ettiği halde, ilgili bu talebe daima olumsuz cevap vermiştir.

          Mustafa Uysal’ın ifadesine göre, dükkan komşularından da  Vakıflar Bölge Müdürlüğü ilgileri, çeşitli paralar talep ederek esnafı mağdur etmişler.

          Ayrıca yapılan bazı ödemelerinde, başkalarının hesaplarına aktarılmış olduğu ve birçok ödemenin de,  oluşturdukları havuzda toplanarak vakıf hesaplarında gösterilmediği, bazı ilgililerce kendisine beyan edildiğini, bu havuzun amacının da araştırılması gerektiği konusunu da Cumhuriyet Savcılığına yazacağı dilekçesin de belirtmesini d, kendisinden talep etmişler.

       Mustafa Uysal, konuyu Antalya Cumhuriyet Başsavcılığına müracaatla, suç duyurusunda bulunmuş olup, ayrıca bilgi olarak Vakıflar Genel Müdürlüğü ile Vakıflardan sorumlu Devlet Bakanı sayın Bülent Arınç’a da yazılı olarak bildiride bulunmuş.

      Buraya kadar olanları sorgulamak artık hukukun işi. Bizim bilmek istediğimiz, Mustafa Uysal’ın defalarca ilgililerden, kendisine ait defter kayıtlarının fotokopisini talep ettiği halde,  4982 sayılı Bilgi Edinme Hakkı Kanunu’na muhalefet ederek, vatandaşın neden bilgilendirilmekten kaçınıldığıdır. Kanunlar, vatandaşları ilgililer istedikleri gibi mağdur etsinler diye çıkmaz. İlgililerin vatandaşlara, yasaların verdikleri haklar konusunda, yardımcı olmalarını emreder.

        Yasaları kendi keyiflerince uygulayanlar ise, bir gün Türk adaletinin huzurunda bu hesabı vermek zorunda kalırlar.

         Benden söylemesi.

                                                                           Süleyman Güdül

      

Henüz Yorum Yok.
İlk Yorum Yapan Siz Olmak İstermisiniz.


(Güvenlik İçin Max:750 Karakter)
Kalan Karakter Sayısı